AYAKKABI KUTUSUNDAN ABD BAYRAĞININ İŞİ NE?


Komplosu için (EVET 4) – 2

(Dünden Devam)

İşte 17 Aralık’a giden yolu açan, neden olan şikayet mektubu;

BİRLEŞİK DEVLETLER KURULTAYI

Washington, DC 20515

Nisan 11, 2013

Sayın John Kerry

Dışişleri Bakanı

Birleşik Devletler Dış İşleri Bakanlığı

2201 C Yolu, N.W

Washington, DC 20520

Sayın Jack Lew

Hazine Bakanı

Birleşik Devletler Hazine Bakanlığı

Sayın Bakan Kerry ve Bakan Lew,

“Size, Türkiye’nin İran’a yaptırımını desteklemek ve terör örgütlerinin finansmanını engellemek konusundaki aldığı tedbirlerin yeterliliği konusunda bilgi almak adına yazmaktayız. Biz Türk hükümetinin ve Türk bankalarının İran’ın nükleer silah erişimini önleme ve ikna etme konusundaki idari rolünü tanımakta olduğumuzu belirtmek isteriz.

Türkiye ve İran arasındaki son dönemlerde gelişmelerden dolayı gittikçe tedirginlik duymaktayız.

Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye uzun bir tarihi ortaklığı paylaşmaktadır. Türkiye’nin hızla büyüyen ekonomisi daha da büyük bir gaz ve petrol kullanımı gerektirmekte ve açıkçası biz Türkiye ve İran arasındaki işbirliği hakkındaki raporlardan endişe duymaktayız.

Türkiye, 2012 Mart ayında İran ile olan alışverişini %10-20 oranında azaltacağını belirtmişti ve bu yüzden de 11 Haziran 2012’de yaptırımlar muafiyeti almıştı. Bu durum un akabinde tekrardan 7 Aralık 2012 ayında İran’dan alınan petrol üzerine eklenen ilave indirim üzerine anlaşma yenilenmiştir. Her ne kadar Türkiye’nin İran petrolü ve doğalgaz alımını azalttığını biliyor olsak da, devlete bağlı olan bankası Halk Bankası yaptırımlardan kaçınmak için bir aracı kuruluş olarak kullanılmaktadır.

Yurt dışında beş şubesi ve Tahran’da bir temsilcilik ofisi bulunan Halk Bankası’nda, altın kullanarak uluslararası yaptırımlardan ödemelerini Halk Bankası’nda biriktirerek sıyrıldığı konusundaki endişemizi paylaşmaktayız.

Türkiye Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın ‘Devlete ait olan Halk Bankası’nın İran ile var olan muamelat (işlemleri) devam edecektir’ açıklamaları, Halk Bankası’nın; İran’ın yasa dışı nükleer programını desteklediği yönündeki endişeyi ortaya koymaktadır.

Bu durum Halk Bankası’nın geçmişte uluslararası yaptırımlar altında olan ülkelerin fonları için bir aracı kuruluş olarak kullanılması yüzünden, büyük bir rahatsızlık yaratmaktadır.

1990’lar ve 2003 yılı arasında Halk Bankası İran tarafından Birleşmiş Milletlerin Türk şirketlerine yağ ve endüstriyel gereçler, iletişim ve taşımacılık mallarını ve yapı malzemelerinin yaptırımlarını kısıtlamak adına kullanılmıştı.

Tüm bu gelişmelerin ışığında, sizden Halk Bankası’nın İran’a altın transferi faaliyetlerinin onaylanabilir bir yaptırım olup olmadığını düşünmenizi ısrar etmekteyiz. Bu yaptırımlarla ilişkili olarak P.L 112-230! kısmı bu senenin Temmuz ayında yürürlüğe girecektir. Sizden bunun Halk Bankası’nı ve onun Birleşik Devletler hissedarlarını nasıl etkileyeceği konusunda bir açıklama rica etmekteyiz. Bu iki yeni yasak gereksinimler için kullanılacak uygulama planı nedir?

Ek olarak tan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 28 İran destekli yabancı şirketin Ocak 2013 yılında kurulmuş olduğunu bildirdi. Bu bilgi ayrıca TOBB’nin 2012 Eylül ayında yayınladığı ve 2011 yılında, 2.140 Iran destekli şirketin kurulduğunu gösteren ayrıca 651 İran'lı tarafından finanse edilen şirketlerin 2012 yılının ilk dokuz ayında başlatıldığını belirten başka bir raporla devam etmektedir.

Bu 2010 senesinden beri %40 oranında bir artış olduğunu göstermektedir ve ortaya endişe verici bir eğilim ortaya koymuştur. Türkiye’de faaliyette bulunan bu şirketler İran’ın yasadışı nükleer programını devam etmek için kullandığı cepheler midir?

Türkiye, bu şüpheli İran firmalarının İran’a yasadışı nükleer programları konusunda yardım etmemeleri için ne gibi tedbirler almış bulunmaktadır?

İran’ın yasa dışı nükleer programı ülkemizin ulusal güvenliğini tehdit etmekle birlikte aynı zamanda uluslararası herhangi bir terörist organizasyonuna olan herhangi bir destek hem ABD vatandaşları için hem de dünya çağındaki müttefiklerimiz ve ortaklarımız için ciddi bir tehlike teşkil ettiğine inanıyoruz.”

***

İşte 38 senatörün imzaladığı mektuptaki ifadeler öyleydi.

İşte O mektup sorası ABD düğmeye bastı.

17 ve 25 Aralık operasyonu arka arkaya geldi.

Kuşkusuz ilk hedef Halk Bankası olacaktı.

Sonrada Bakan Çağlayan ve Genel Müdür Aslan.

Tabi ki de başarıya imza atan İran ile bankanın ilişkilerini düzenleyen ve Türkiye’ye önemli bir kaynak yaratan Genel Müdür Süleyman Aslan. Evinde FETÖ’cü polisler tarafından yapılan aramada bulunan paralar kasıtlı olarak simge olarak kullanılan ayakkabı kutularına yerleştirilerek medyaya görüntü verilerek bugünde unutulmayan tablo ortaya kondu.

Tabi ki ayakkabı kutusu gibi simge saat ile!

Ortaya çıkan gerçek şu ki;

17-25 Aralık operasyonlarında kullanılan algı yönetimi teknikleri; ABD’nin büyük oyununu perdelemek için dizayn edilmiştir.

En küçük ayrıntı hesap edilmişti.

Öyle ki 17 yıllık ABD tecrübesi ve oyun kuranların amirlerine ulaşabilecek çevresi ile AK Parti ve hükümet içindeki olası engel bakan Zafer ÇAĞLAYAN ve Egemen BAĞIŞ’ın bu tekere çomak sokmasını engellemek için onlara'da bir itibar suikastı yapılmıştır.

Anladınız mı şimdi İran ve Hindistan ile müthiş diyalog kuran Türk ekonomisine büyük katkı sağlayan, ABD uyarılarını dinlemeyen Halk Bankasını dünya markası yapan Genel Müdür Süleyman ASLAN nasıl ABD’nin eli olan polisler tarafından bilinçli olarak ayakkabı kutusu ile linç ediliyor. Halk Bankası bir anda 1,6 milyar dolar zarara uğratılıyordu.

Aslında ayakkabı kutusundan ABD çıkıyordu!

Aslında işin aslı büyük oyunun aktörü ABD'deydi!

Aslında Halk Bankası genel müdürü Süleyman Aslan'da, dönemin Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan da birer kahramandır. Ama ne yazık ki başlarına örülen çoraplar hazırlanan komplolarla itibarsızlaştırılarak cezalandırılmışlardır. Tabi ki AB bakanı Egemen Bağış'ta nasibini almış Tıpkı 15 Temmuz hain darbe girişimi gibi!

Oyun büyük, çok büyük tahminlerin çok ötesinde...

İşte bu nedenlerle Yeni Türkiye'nin kuruluşuna el birliği ile destek vermek zorundayız.

Son 14 yılda Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmelerin %10 unu bile bütün Avrupa Birliği ülkelerinin tamamında görmek mümkün değildir.

Bunları okuyunca insan ne için EVET veya ne için HAYIR demesi gerektiği daha iyi anlaşılıyor.