AYDINLANAMAYAN AYDINLAR İÇİN EVET–3


Türkiye’de Mayıs 2013 Tablosu şöyle:

1. İstanbul 2018’de hizmete girecek 100 milyon yolcu kapasiteli 46 milyar dolarlık üçüncü havalimanı yapımına başlanması.

2. Japonya ile 22 milyar dolarlık 2’inci nükleer santral ihalesinin imzası.

3. İstanbul boğazına 2,5 milyar dolarlık 3’ncü köprü inşaatına başlanması.

4. Kanal İstanbul projesi.

5. 93 bin puanı gören borsa İstanbul endeksi.

6. 135 milyar doları aşan merkez bankası döviz rezervi.

7. Yüzde 4.61’e kadar inen iç borçlanma faizi.

8. 2002 yılında 3.500 Dolar olan milli gelirin 10.000 dolara yükselmesi

9. Yatırım yapılabilir seviyeye ulaşan Türkiye kredi notu.

10. 23,5 milyar dolardan sıfırlanan IMF borcu ve IMF’ye borç verme anlaşması.

11. Düşük enflasyon, artan ihracat ve canlanan sanayi.

12. Çözüm süreciyle gelen umut dalgası.

Bu saydığımız projelerin hemen-hemen çoğu'nun incelerseniz bittiğini ve hizmete girdiğini göreceksiniz.

Bugün ki tarih itibarı ile (29.03.2017) yukarıda saydıklarımıza ek olarak;

79 yılda yapılan bölünmüş yol 6.500 kilometre iken; buna karşı 14 yılda 79.000 kilometre bölünmüş yol yapılmış.

2002 yılında 25 olan havaalanı sayısı bugün 59 'a çıkmış.

2002 yılında sadece 6 ilimizde doğalgaz var idi, şimdi ise 29 Mart 2017 tarihi itibari ile bütün illerimize doğalgaz verilmiştir.

Bu verilere itirazı olan veya uydurmadır diyen varsa ispatlasın rakamlar ortada. Buna rağmen direnmenin iyi niyetle vatanseverlikle hiç bir alakası yoktur.

Niyet tamamen hükümeti devirmeye yönelik Türkiye’yi itibarsızlaştırmak, bir kaos yaratarak bir askeri darbe zemini yaratmak.

Ama bu konuda da yanılıyorlar.

Çünkü Türkiye artık eski Türkiye değildir.

Darbeler devri artık yeni Türkiye de kapanmıştır.

Aydınlanamayan bir kısım aydınlarımıza duyurulur. (Ne yazık ki bu gemide hep beraber yaşıyoruz)

Bu tabloya bakıldığında; Gezi parkı eylemlerinin Türkiye’yi istikrarsızlaştırma operasyonu olduğu açık bir şekilde görülüyor.

Ekonomideki olumlu gelişmelerden her kesim pay alacağına göre, bu yapılan nedir?

Dış güçlerin yapamadığını emperyalistlerin maşası olan insan diyemeyeceğimiz mahlûkatların yapması, ülkeye ihanet değil de nedir?

Ülkemizde oynanan bu oyunları sadece dış kaynaklara bağlayıp hiçbir şey yapmamak, yapılabilecek en büyük hatadır.

Eğer bir ülkede dış güçler rahatlıkla girip halkı provokasyona getirerek, bir nevi operasyon yapabiliyorlarsa o ülkede muhakkak bunlara uygun bir zemin vardır.

Bu zemini hazırlayanlar ise ülkedeki vatan hainleri ve onların kullandığı mahlûkatlardır. Kürtçede bir atasözü vardır; (Kûrmê darê qu ne ji darê be - Ağacın kurdu ağaçtan değilse ağaca bir şey olmaz)

Buna tersten bakacak olursak, gelişmiş ülkeler kolay-kolay bir başka ülkeye kendi üzerinden operasyon yapılmasına müsaade etmezler.

Kolaysa gidin ABD’de, Almanya’da, İngiltere’de, Fransa’da bu tür komplolar düzenleyin. Liderlerini yapay yollardan değiştirmeye kalkışın.

Bu mümkün değildir.

Türkiye çok güçlü bir ülke olmasaydı şimdi ki durumu Allah korusun Mısır’ınkinden çok farksız olmazdı.

Türkiye’de oynanmak istenen oyunlar, Mısır’da sistematik olarak kapsamlı bir senaryo eşliğinde oynandı.

Her ne kadar şimdilik başarılı oldularsa da, halkın çoğunluğunun desteklemediği bu darbe en kısa zamanda alaşağı olacaktır.

Mısırdaki olaylardan büyük bir ders çıkarmamız gerekir.

Demokrasilerde kesinlikle azınlığın çoğunluğa tahakkümü mümkün değildir.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlığı döneminde ‘Millete hizmet yolunda’ konuşmasında, “Azınlığın çoğunluğa hükmettiği bir ülke, demokratik bir ülke olamaz, hukuk devleti olamaz. Sosyal devlet olamaz. Bununla çoğunluğun azınlığa tahakkümünü asla kast etmiyorum. Şüphesiz ki demokrasilerde çoğunluğun da azınlığa tahakkümü mümkün değildir” dedi.

Bizim yaşam tarzımıza karışılmasın diyenler, başkalarının da yaşam tarzına saygı duymalıdırlar.

Ancak özel yaşam tarzlarına müdahale edileceğinden endişe duyan, daha fazla özgürlük ve hoşgörü isteyenlerin sokak gösterilerini bir hayat tarzı veya bir akşamlık eğlence haline getirmekten vazgeçmelerinin zamanı gelmiştir artık.

Büyük devlet olmanın yükü ağırdır.

Birinci görevi, din, dil, ırk ayırımı gözetmeksizin yeryüzünde adaleti sağlamaktır.

Bu adalet inşallah sağlanacaktır.

Devam eden süreci zaman-zaman sekteye uğratmaya çalışıyorlar ama artık hiçbir güç bu süreci etkileyemeyecektir.

Bu süreçte taşlar yerine o kadar yerleşti ki artık geri dönüş yapmak mümkün değildir.

Dönüş yapan taraf kesinlikle kaybeden taraf olacaktır.

Ülkenin vesayetten kurtulma mücadelesini sonlandırmaya doğru gittiği, İsrail gibi zalim bir ülkenin burnunun sürtüldüğü, Esat gibi bir zalimin durdurulmasına çalışıldığı, bölgede ve dünyada yıldızı parlayan ülkemizin bütün ezilen halkların emperyalizme karşı direniş için örnek aldığı, moral bulduğu ve direniş gücü yakaladığı bir zamana denk gelmesi, Ülkemizin son yıllarda coğrafyamız Ortadoğu'da ki zulümlerden kaçan insanlara din, dil ve ırk ayırımı yapmadan Ensar görevini en iyi şekilde yaptığına şahit oluyoruz.

Yatırımların, birçok ülkenin bütçesini katladığı, gelişmiş olarak kabul edilen birçok ülke krizden inlerken Türkiye’nin büyüme rekorları kırması bazılarını (İçimizdeki ve dışarıdaki haçlıları) rahatsız ediyordu.

Değil mi?

Gelecek yazım Gezi parkı olayları ve 17-25Aralık darbe girişimi alt yapısı'nı oluşturma komplosu.

Salih Güneştekin

Makine mühendisi

(Gap.Yatırım Platf.Y.K.Ü)