İÇİMİZDEKİ VİCDAN HAVIZASI


Suriye’deki tarifi imkânsız öldürmeler ile Mısır’daki darbe ve devamındaki katliamlar Türkiye’nin ne yazık ki pek konuşulmayan bir gerçeğini açığa çıkarıyor. İnsanlarımızın bir kısmı nedense İslam coğrafyasındaki katliamlarla, ölümlerle ilgilenmiyor. Kim ne kadar duyarlı, kimler neden yeterince duyarlı değildir artık bunları konuşmalıyız. Medyadan siyasetçilere, akademisyenlerden, vatandaşa kadar söz konusu olan Suriye, Filistin, Mısır, Arakan, Myanmar, Bosna, Kosova, Afganistan olunca bariz bir ilgisizlik görülüyor.
Dün Irak’ta, Filistin’de insanlar öldürülürken kayıtsız kalanlar; bugün Mısır ve Suriye’de olanlara aynı ilgisizliği gösteriyorlar. Yani İslam’ın içinde olduğu bütün toplumsal ve siyasal olaylara karşı ilgisizlikte istikrarlı bir tavır sergiliyoruz.
Başka halkların özgürlük mücadelelerini öven yere göğe sığdıramayan medya Müslüman halkların mücadelesini ise özellikle bir mesafe koyuyor. Ülkemizde ise küresel çapta bir organizasyon gücüne sahip sivil toplum kuruluşları olan; İHH, Deniz Feneri, Kimse Yok mu Derneği başta olmak üzere genelde din, dil ve ırk ayırımı yapmadan açlık çeken, yoksulluk içindeki insanlar için yardım kampanyaları düzenliyor ve özellikle İHH çoğu zaman hükümetlerin bile ulaşamayacağı yerlere yardımlar götürüyor. Yüz binler bu sayede hayata tutunuyor.
Yardımlarını esirgemeyen duyarlı insanlar da var tabii ki; kurbanlarını, fitrelerini uzaktaki, hiç görmedikleri, tanımadıkları insanlarla paylaşanlar var. Afrika’da, Ortadoğu’da Dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan insanlarla çoğu zaman din, dil, ırk ayırımı yapmadan dayanışma halinde olan, onların özgürlük ve demokrasi mücadelesine destek veren muhafazakar, demokrat ve dindar insanlar çoğunluktadır. Yardım kampanyalarına destek verenler, internet üzerinden dünyaya çağrı yapanlar, ellerini ceplerine atanlar hep aynı insanlardır.
Peki ya diğerleri?
İçinde bulundukları bu çelişkili durum, bu duyarsızlık hangi görüşte olursa olsun; Türkiye medyasına, siyasetçisine ve tabiîki insanlarımıza yakışmıyor. Şayet Gazze’ye, Suriye’ye, Mısır’a kulak tıkayıp içeride siyasi fayda umanlar varsa havalarını alırlar. İçerideki dindarların kalbini feth etmek, dışarıdaki Müslümanların gönlünü feth etmekten geçer. İnsan hafızası genelde zayıftır, çabuk unutabilir. Ama vicdan hafızası çok acımasızdır ve kolay kolay unutmaz.
Yanı başımızdaki Suriye'nin Esad zulmü altındaki feryatları dinmek bilmedi. Mısır’da İslam ve demokrasi karşıtı kuklacı darbeciler halka kan kusturmaya devam ediyor. İran, Irak, Suriye ülke sınırları içerisindeki Kürt toprakları kanıyor. Ülkemiz zor ve sıkıntılı günler geçirmektedir. Yüz yıllık Kürt meselesi çözüm aşamasındadır. Kemalist ideolojinin, kangren bir yaraya dönüştürdüğü ve üzerinden beslendiği bu yara Müslümanların eliyle iyeleşmek üzeredir.
Türkiye, kendi halklarıyla, Kürdüyle, Türküyle, dindarıyla, Alevisiyle barışmıştır artık.
Yeni Türkiye, Anadolu halklarının barış içinde yan yana, omuz omuza yaşayacağı bir Türkiye olacaktır. İktidar da, devlet kurumları da, kolluk kuvvetleri de artık yereldir ve halkın hizmetindedir.
Bu birlikteliği çekemeyenler, saltanatlarını sürdürmek isteyenler, faili meçhul cinayetlerle, kanla, faizle, çetecilikle, rantla bu ülkeyi yönetmek isteyenler hâlâ oyunlarını sürdürmek istemektedir. Gençleri kullanarak Park, Bahçe, Ağaç gibi bir takım bahaneler bularak büyük şehirlerde kaos ortamı yaratma çabaları sonuç vermeyecektir.
Türkiye halkları, Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla, Çerkeziyle bütün Türkiye artık uyanmıştır. İşte bütün bu gelişmeler ışığında ülkemize, coğrafyamıza, dünyamıza barış ve huzur gelmesi için; bir olalım, birlik olalım, diri olalım, hep beraber eşit ve kardeşçe yaşayalım.